1929 Krizi ve Büyük Bunalım

Bugün ülkemiz için de dünya için de farklı bir anlam taşıyor. Sadece Cumhuriyetimizin 91. yıl dönümü değil, ABD’de  Wall Street’de borsa çöküşünün başladığı 1929 Büyük Buhranının 85. yıl dönümü hatırlandı. Amerika’da halen dünyada yaşanmış en büyük kriz olarak bilinen 1929 büyük dünya buhranının henüz küreselleşme olmayan bir dünyada neredeyse tüm ülkeleri etkisi altına almasından tarih için de önemli bir örnek teşkil eder.
Yazımda 1929 krizini öncesini, sebep ve sonuçları hakkında bilgiler vererek Türkiye’nin krizden etkilenmemek adına izlediği politikalara olabildiğince basit bir dille değineceğim.
1929 Krizi ve Büyük Buhran
1929 yılında ABD’de başta New York, ardından diğer önemli menkul kıymet borsalarının çöküşüyle başlayan sonrasında sanayi, hizmet ve tarım sektörlerine sıçrayarak derin etkisi altına
alan kriz, 1930 yılı itibariyle başta Avrupa olmak üzere tüm dünyayı etkisi altına almıştır. Büyük çoğunluğu sanayileşmiş ülkelerde olmak üzere dünyada 50 milyonu aşkın insanın işsiz kalmasına, dünya toplam üretiminin %40, dünya ticaretinin %70 civarında azalmasına yol açtığı için ve etkilerinin ikinci dünya savaşına kadar devam etmesinden dolayı tarihe adını Büyük Buhran olarak kazımıştır.
1900’lerin başından itibaren hızlı büyüme trendine giren ABD ekonomisi, başta sanayi malları olmak üzere o dönemin rakamlarıyla ciddi ihracat gerçekleştirdiğinden ülkede ciddi tasarruf birikimi sağlanmıştı. Bu tasarruf birikimleri I. Dünya Savaşı sonrasında ciddi oranda tahrip olmuş Avrupa ülkelerine ve diğer ülkelere kredi kullandırılmıştı. Sanayi alanında otomotiv, makine ve elektrik gibi kalkınmada öncü sektörlerde 1920’li yıllarda en büyük ilerlemeler yaşanmaktaydı. Gelişen sanayi dallarına yönelik spekülatif talep sonucunda başta New York borsası olmak üzere tüm ABD borsalarında hızla yükselişler yaşanmaktaydı. Yükselişten kazanç sağlamak isteyen irili ufaklı sermaye sahipleri, bankalar ve spekülatörler, Avrupa ülkelerine açmış oldukları kredileri geri çağırmaya başladılar. Böylece piyasalara daha fazla fon yatırmaları mümkün olacak, yükselişten daha fazla para kazanacaklardı. Etkisi küçük de olsa 2008 yılında ABD konut piyasasındaki balona benzeyen küçük çaplı 1928 Florida emlak piyasasında gözlenen balon bulunmaktaydı. 1928 Florida Emlak Piyasası Balonu hakkında detaylı bir araştırma yapıp onu da yazılarımıza ekleyeceğim.
1929 Krizinin Nedenleri
  • 1920’lerin başlarında şirket birleşme ve devralmalarında artış yaşanmıştı. Bunun sonucunda sanayi ve hizmet sektörlerinde eksik rekabet koşulları oluşmuş ekonominin yarıdan fazlası 200 civarında şirketin kontrolüne geçmişti. En önemli sebepler arasında yoğunlaşma etkisini söyleyebiliriz.
  • Finans kesiminde yoğunlaşmaya ek olarak bankacılık sistemini denetleyen, sınırlayıcı tedbirler içeren yasaların olmamasından kaynaklanmaktadır. Ek olarak banka ve diğer finansal aracıların mali tablolarını düzenleyen esaslar olmadığı gibi bunların mali durumlarına dair bir şeffaflık da mevcut değildi. Bankalar ve banka müşterileri arasında asimetrik enformasyon(simetrik olmayan bilgi) vardı.
  • Ayrıca ticari bankacılık ve yatırım bankacılığı faaliyetleri birlikte yürütülüyordu. Oysa bu iki farklı tür bankacılığın maruz kaldığı riskler ve bu risklerden korunma stratejileri oldukça farklı dinamiklere sahiptir. Bunun sonucunda bankalar, klasik banka risklerinin yanı sıra sermaye piyasası risklerini de üstleniyordu.
  • Dönemin hakim iktisadi anlayışı Klasik iktisadi okulunun savlarını temel alan ve devletin ekonomiye müdahale edilmemesi yönünde oluşmaktaydı. Klasik iktisadi okulu’na göre ortaya çıkabilecek dengesizliklerin geçici olduğuna ve piyasa mekanizmasınca oluşan dengesizliklerin kendiliğinden giderileceğine dair inanç vardı. Kriz derinleştikçe klasik iktisatçıların anlayışı gereği ABD hükümeti hiç bir müdahalede veya teşvikte bulunmadı. Böylece krizi izleyen dönem boyunca talep yetersizliği sorunu hızla derinleşti ve kronik bir hal aldı. Sonuç olarak tüm sektörlerde kitlesel işsizlikler baş gösterdi. Klasik iktisatçıların durgunluk anlayışından uzak, telafisi yıllarca sürecek bunalıma sebep olundu.
  • I. Dünya Savaşına giren Avrupa ülkeleri savaş sonrasında hiper enflasyon sorunuyla karşılaşmasından tedirgin olan ABD, tedbir amaçlı enflasyonla mücadele için uygulanan sıkı para politikalarıyla ekonomik faaliyet hacmi düşerek, reel kesim küçüldü ve işsizlik daha da arttı.
  • ABD’deki sermaye sahiplerinin açtığı kredilerin geri dönmemesinden kaynaklandığını söylememiz mümkündür.
1929 Krizi Sonuçları ve New York Borsasının Çöküşü
New York Borsası 1928 başları ile 1929 Ekim ayı arasında büyük yükseliş göstermiştir. 3 Ekim 1929’a gelindiğinde bu yükseliş sona ermiş ve bir kaç büyük şirketin hisse senetlerinde düşüşler gözlenmiştir. 24 Ekim 1929’da (Kara Perşembe) işlem yapan Hollandalı ve Alman yatırımcılar portföylerini boşaltmaya ve piyasadan çıkmaya başladılar. Böylece borsadaki gerileme daha da hızlandı.
 Ancak borsanın çöküşü birkaç gün sonra 29 Ekim 1929 Salı günü gerçekleşti. “Kara Salı” (Black Tuesday) olarak tarihe geçen o gün, 1929 fiyatlarıyla 4.2 milyar dolarlık bir zarar doğdu. Kısa bir süre içinde 4000 civarında banka iflas etti.
Birçok kişinin bu süreçte tüm maddi varlığını kaybetmesi ve işsiz kalmasıyla insanlar hayatlarını idame ettirebilmek için tarıma yöneldiler. Aşırı oranda değer kaybeden para nedeniyle alış verişlerde para yerine takas sistemi kullanılmaya başlandı ve bu
bir süre devam etti. Çöküşün geniş halk kitlelerini etkilemesinin iki temel neden vardır. Bunlardan ilki insanların büyük kesiminin tasarruflarını 1920’lerden beri hızla tırmanan borsada değerlendirmesidir ve çöküş sonrası bunları yitirmişlerdir. Tasarruflarını bankalara yatırmış olanlar ise bunların iflası ile birikimlerini kaybetmişlerdir. İkinci neden ise, reel ekonominin durmasıyla, insanların kitlesel olarak işsiz kalmalarıdır. Böylece insanlar hayatlarını idame ettiremez hale gelmişlerdir.
 Krizin neden olduğu talep yetersizliği fiyatlar genel düzeyinin dünya çapında %60’a yakın düşmesine yol açmıştır. Böylece para otoriteleri çok endişelendikleri enflasyon yerine, karşılarında deflasyon sorununu bulmuşlardır. Bu ortamda sanayi üretiminin dibe vurmasıyla kitlesel işsizlikler meydana çıkmıştır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder